hadis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hadis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2009 Cuma

İsrail Ahid Sandığının Peşinde...

Aylık haber dergisi Kırmızı Çizgi Dergisi'nin Mart sayısının kapak konusu; İlhami Yangın imzasıyla yayınlanan ve belgelere dayanarak verilen haberde, İsrail’in Mescid-i Aksa’nın altında Hz.Musa’nın Ahid Sandığı’nı aradığını ortaya koyuluyor;Mescid-i Aksa etrafındaki gizli-açık kazıları 12 senedir sürdüren İsrail’in neyin peşinde olduğu belli: Ahit Sandığı.

Geçtiğimiz günlerde İsrailliler Mescid-i Aksa etrafında kazı yapmaya başlayınca Filistinlilerle aralarında çatışmalar alevlendi. İsrailliler kutsal yerleri görmeye gelen turistler için köprü yapacağını öne sürerken, Filistinliler Mescid-i Aksa’nın kazı bahanesiyle yıkılmak istendiğini öne sürdüler.

Oysa Aksiyon Dergisi’nin 13.05.1995 tarihli 23. sayısının kapağında yer alan Güntay Şimşek imzalı habere bakarsak bu kazı çalışmaları en azından 12 yıldır devam ediyor. Haberde İsraillilerin kazı çalışmaları nedeniyle Mescid-i Aksa’yı çökertmek istedikleri belirtiliyor. Amaç köprü yapmak veya Mescid-i Aksa’yı çökertmek olsaydı şimdiye kadar İsrail tarafı her ikisini de başarırdı. Peki, İsrail kazılarının gerçek sebebi ne olabilir?

İsrail Kazılarının Gerçek Sebebi

Mescid-i Aksa Müslümanların ilk kıblesi ve Hazreti Muhammed’in Mirac’a yükseldiği yer. Ancak bu kutsal binanın hemen altında Hazreti Süleyman tarafından yaptırılan bir başka kutsal mabedin yıkıntıları var. Tevrat’a göre bu mabet Ahit Sandığının korunması için yapılmış. Ahit Sandığı hakkında detaylı bilgi sahibi olmak için günümüzden 3.250 yıl öncesine gidiyoruz:

Tahrif edilmiş Tevrat’a göre İsrailoğulları Mısır’dan çıktıktan sonra Sina dağı önünde toplanırlar ve burada Hazreti Musa Tanrı’yla görüşür. Tanrı Hazreti Musa’ya iki taş levha üzerinde kutsal antlaşmayı verir. Antlaşmaya göre Hazreti Musa,Yahuda oymağından Hur oğlu Uri oğlu Besalel'e Akasya ağacından bir sandık yaptıracaktır.

Tapınaktaki Binlerce Yıllık Sır

Demir silahlar yapabilen Filistliler karşısında İsrailoğullarının çaresiz kaldığını belirtmiştik. Bu Tevrat’ta şöyle anlatılıyor;Bütün İsrail ülkesinde bir tek demirci yoktu. Filistliler,İbraniler kılıç, mızrak yapmasın demişlerdi. (1. Samuel 13/19)

Filistliler demiri kullanmayı uzun süre İsrailoğullarından sakladılar. Ancak Hazreti Davud demir silah ve zırhlar yapmayı başardı. Kuran-ı Kerim’de bu olay şöyle anlatılmaktadır;... ve ona demiri yumuşattık (ve şöyle emrettik): geniş zırhlar yap ve onları düzenli bir biçime sok. (Sebe, 11)

Bu sayede Hazreti Davud İsrail birliğini sağladı, büyük bir devlet oluşturdu. Ahit Sandığı’nın konulacağı Kutsal Mabed’in yapım çalışmalarını Hazreti Davud başlatmış, bunun için İsrail’de yaşayan yabancıları toplayarak taşlar yontturmuştu. Ayrıca çevre ülkelerden demir, taş ve tomruk getirtti.

Yahudilerin Kutsal Kitabında Hz. Davud şöyle der; “Tanrı’mın Tapınağı'na gereç sağlamak için var gücümle çalıştım. Altın eşyalar için altın, gümüş için gümüş, tunç için tunç, demir için demir, ahşap için ağaç sağladım.

Ayrıca oniks, kakma taşlar, süs taşları, çeşitli renklerde değerli taşlar ve çok miktarda mermer sağladım. Bu kutsal tapınak için sağladıklarımın yanı sıra, Tanrı'mın Tapınağı'na sevgim yüzünden, kişisel servetimden de altın ve gümüş de veriyorum.”1.Tarihler 29/2

Tapınağın yerini Ornan adındaki bir çiftçiden satın alan Hazreti Davud kendisinden sonra yerine geçecek olan Hazreti Süleyman’a tapınağı en iyi biçimde yapması için de emir verdi.

Babasının yerine geçen Hazreti Süleyman Lübnan’dan sedir ve çam ağaçları getirtmek için otuz bin kişi görevlendirmişti. Tomruklar Lübnan’dan suya indiriliyor yüzdürülerek getiriliyordu. Ayrıca yük taşıyan 70 000, dağlarda taş kesen 80 000 adamı vardı. İşin yürümesini sağlayan ve işçileri yöneten 3.300 görevlisi vardı.

Bütün bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkan tapınağın boyutları şöyle:uzunluğu 27 metre, genişliği 9 metre, yüksekliği 13.5 metre. Oysa tapınağın yapımı için Hazreti Davut devrinden başlayarak güçlü ticaret filoları ve insan gücüyle hem Ortadoğu bölgesinden hem de Hindistan’a kadar olan oldukça büyük bir bölgeden altın, oniks, gümüş, kereste, taş vs. sağlanmıştı. Sadece Sur Kralı Hiram, Hazreti Süleyman'a yüz yirmi talant (yaklaşık 4,1 ton)altın göndermişti.

Tapınağın yapımı için Sur kralı Hiram, Hiram Abif adındaki ustasını göndermişti. Hazreti Süleyman da işçileri denetlemesi için Hiram (Adoniram) adındaki bir adamını görevlendirmişti. Bu iki Hiram’dan birisinin tapınağın sırlarını çalmak isteyen kişilerce öldürüldüğü biliniyor.

Ancak hangi Hiram’ın neden ve nasıl öldürüldüğü halen esrarını korumakta.

Tapınağın boyutları yedi yıl süren çalışmalar göz önüne alındığında çok küçük kalıyor: uzunluğu 27 metre, genişliği 9 metre, yüksekliği 13.5 metre.

Tapınağın tamamına yakın bölümü altın ve diğer değerli madenlerden yapılmıştı. Toplanan yüz binlerce ton taş ve kerestenin gizli bir bölme yapılmakta kullanıldığına inanılıyor.

Tapınağın gizemi, tam olarak ortaya çıkan yapının mütevazı ölçülerinde yatıyor. Tam yedi yıl boyunca yaklaşık 190 bin kişinin taş kesmek, kereste hazırlamak ve nakletmek için çalıştırıldığı göz önüne alındığında, ortaya çıkan binanın çok küçük olduğu dikkat çekiyor. Yıllardır da tüm tarihçilerin ve din bilimcilerinin aklını kurcalayan soru burada yatıyor. Tarihçilerin olayı naklederken çalışan insan sayılarını abarttıklarını düşünsek, mesela yaklaşık 190 bin olarak nakledilen çalışan sayısından bir sıfır atıp 19 bin kişinin yedi yıl boyunca seferber edildiğini varsaysak bile, ortaya çıkan Tapınak binasının yine de bunca insanın çalışmasının karşılığı olamayacağı açıkça ortaya çıkıyor.

Gizemli durum şu soruyla özetlenebilir; Tapınağın tamamına yakın bölümü altın ve diğer mücevherlerden yapıldığına göre, binlerce kişi tarafından yıllarca taşınan bu taşlar, keresteler nereye gitmişti?

İşte binlerce yıl boyunca tüm kralların, fatihlerin dikkatini Kudüs’e çeken de bu bilmece. Herkes, tapınağın yapımı için getirilen yüzbinlerce tonluk taşların, yüzbinlerce metreküplük kerestelerin, tapınağın altında devasa, gizli bir yapının inşasında kullanıldığını düşündü. O zamandan beri herkes de ahit sandığının saklandığı bu gizli tapınağı bulma hayaliyle yaşadı. Ancak bilindiği kadarıyla gizli tapınak da, ahit sandığı da henüz ortaya çıkartılamadı.

Babil İmparatoru Buhtunnesar, Roma valisi Titus, Haçlı orduları,Napolyon, Hitler. Hepsi sandukayı ve gizli bölmeyi aradı ancak bulamadılar.

Sandığı Bulma Çabaları

Hazreti Davud döneminde şehrin Birleşik Yahudi Krallığı'nın başkenti ilan edilmesiyle Kudüs'e taşındı. Hazreti Süleyman tarafından yaptırılan mabede konulan sanduka M.Ö: 587 yılına kadar tapınakta kaldı. Aynı yıl içinde Babil İmparatoru Buhtunnesar Kudüs'ü işgal etti, ancak tapınakta Ahit Sandığını bulamadı. O tarihten sonra sandukanın, tahrip edilemediği ve onu koruyan Levililer tarafından mabedin altında hazırlanmış gizli bir bölmede saklandığı inancı yayıldı. M.S: 70 yılında ise Roma valisi Titus tapınağı yıktırarak bu yeraltı odasını aradı ancak o da bulamadı.

Hıristiyanlık inancına göre Ahit sandığı tapınakla birlikte yok olmuş artık Tanrı’nın evi Hazreti İsa’nın bedeni olmuştur: İsa göğe yükselmeden önce Kutsal Ruh'un yani Tanrı'nın tekrar insanların arasına tapınağına geleceğini söylemişti. (Pavlus’un Efeslilere Mektubu 2.19;22)

19. yüzyılda Haçlılar Kudüs’ü işgal edince Tapınak Şövalyeleri sandığı bulmak için büyük bir kazı yaptılar. Haçlı seferlerinin en büyük sebeplerinden birisi kayıp sandukayı bulmaktı. Kudüs’ün her işgal edilişinde Müslümanlar kılıçtan geçirildikten sonra sandukayı arama çalışmalarına başlandı, ancak bulunamadı. Napolyon’dan Hitler’e kadar hemen herkes bu sandukayı bulmaya çalıştı ancak yapılan bütün aramalar sonuçsuz kaldı. Hiram ustanın sandukayı gizlemek için çok gizli bir bölme yaptığı inancı gittikçe yayıldı.

Yahudi inancına göre de Mesih’in en büyük alameti kayıp sandukayı bulması olacak. Günümüzde Mesih’in gelişini hızlandırmak isteyen Yahudilerle onlara destek olan Evangelistlerin büyük bir ittifak yaptıkları da biliniyor. İsrail, kazı sebebi olarak hangi gerekçeleri gösterirse göstersin, yıllardır süren kazıların tek bir hedefi var: Ahit Sandığı.

(Kaynak: Kırmızı Çizgi Dergisi)

26 Mart 2009 Perşembe

Ahid Sandığı ile ilgili Hadisler

Ehl-i Beyt hadislerine göre Ahid Sandığı Hz. Musa’nın annesinin, Hz. Musa’yı Firavundan korumak için içine koyup Nil nehrine biraktığı sandıktır. Firavunun askerleri bunu hatıra olarak saklamıştı ve daha sonra bu sandık İsrailoğulları’nın eline geçti, onlar da Hz. Musa’yı koruduğu için bu sandığı korudular.

Peygamberimiz de birçok hadisinde sanduka ve onu bulacak olan şahs-ı manevi olan Mehdi hakkında bilgiler vermiş ve bu kutlu olayı Müslümanlara müjdelemiştir. Peygamberimiz tarafından bildirilen hadislere göre sandık Taberiye gölü yakınlarındadır. Ahir zaman Mehdisi tarafından bulunup, -aynı Talut'un hükümranlığının belgesi gibi- O'nun hükümranlığının bir sembolü olacaktır. Bu konudaki bir hadis şöyledir:

"Mehdi, Tabut-u Sekine'yi (Kutsal Sandığı) Taberiye gölünden çıkaracak." (Ikdı'd Dürer, sf.51-a)

Ahir zamanla ilgili geçen başka hadislerde de sandığın yeri ile ilgili olarak başka yer isimleri verilir. Bu yer isimlerinin ayrı ayrı olmaları da kutsal emanetlerin yerinin net olarak bilinmediği ve belki de Hz. Mehdi için özel olarak korunduğu anlamında olabilir. (En doğrusunu Yüce Allah bilir.)

"Ona Mehdi denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. Antakya denilen bir yerden Tabut'u (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır." (Suyuti, el- Havi li'l Feteva, II. 82)

“Antakya mağarasında "Tabut-u Sekine"yi çıkaracaktır. Şam'daki dağdan da gerçek Tevrat'ı çıkaracak ve bunun üzerine Yahudilerle tartışacak, birçok Yahudi Müslüman olacak." (Risaletül Huruc ül Mehdi, s.124-125)

"Ona Mehdi denilmesinin nedeni, Şam'da bulunan dağlardan birine yönelmesidir. Oradan (gerçek) Tevrat kitaplarını çıkaracak, Yahudilere karşı delil getirecektir." (Suyuti, el-Havi li'l Feteva, II. 81)

Bu hadislerle ilgili yorumlara göre, Mehdi zamanında Yahudilerden bir kısmının körüklediği Siyonizm ateşi sönecek ve İslam'ın hoşgörüsü ve Kuran ahlakı Yahudiler arasında da yaygınlaşacaktır.

Hadislerde geçen ve "Taberiye gölündedir" şeklinde belirtilen yer İslam alimlerince, bir benzetmeye işaret kabul edilmektedir. Taberiye, Şam'a yakın bir yerdedir ve Şam, ahir zaman hadislerindeki anlatımlarda uzak bir yer, Mekke ve Medine'ye uzak olan anlamını da taşır. Bu benzetme, Taberiye için de söz konusudur. Hatta buradan yola çıkan bazı yorumcu ve araştırmacılar sandığın, Kudüs'te, Mekke'de, Taberiye'de, Hatay'da olabileceğine dikkat çeker ve ek olarak İstanbul'a da işaret ederler.

Sandık, Seçim Sandığı Olabilir mi?

Antakya Türkiye sınırları içerisinde yer almakta ve bu gün ki ismi Hatay’dır. Hz. Mehdi Tabut'u Sekine'yi Antakya bölgesinden bir yerden çıkartıyor. Tabut (Sandık) Hz Mehdi’nin hükümranlığının alameti olacak.

Talut kıssasında geçen Tabut Hz.Talut'un liderliğinin delili olan Ahid Sandığı ile insanlar Hz.Talut'un liderliğini kabul ediyorlar. Bugün iktidarın yolu ise seçim sandığından geçmektedir. Bu nedenle Hz.Mehdi'nin de halkın desteği ile sandıktan çıkacağı ve idareyi ele alacağı düşünülebilir (En doğrusunu Yüce Allah bilir) .Yardımcıları da seçimi kazanan ve sayıları 300 civarında olan milletvekilleri olabilir. İçlerinde bayan milletvekilleri de olacaktır.

“Mehdi, Peygamberimizin sancağı, gömleği ve kılıcı elinde olduğu halde yatsı vaktinde çıkar.” Bu ifade çıkış ilanının gece olacağını belirtmektedir. Seçim sandıklarının açılıp sayılması ve seçim sonuçlarının ilan edilmesi yatsıdan sonra gece vakti yapılmaktadır.

Sayıları Bedir Ashabı (313) kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler. Onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)

Bu 313 kişi gece abid (çok ibadet eden kimse) gündüz kahraman niteliğini taşımaktadırlar. (Kıyamet Alametleri, s. 169)

Aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her zalime galip gelirler. Onların kalpleri demir gibidir ve onlar gündüz arslan, gece de abiddirler. Ne evvelkiler, ne de sonrakiler fedakarlıkta onlara yetişemez. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57-68)

Hz. Mehdi’ye aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişi biat edecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 25)

Tabutu sekineyi kutsal emanetler sandığı olarak düşünürsek; kutsal emanetlerin birçoğu bugün İstanbul’da Topkapı sarayında muhafaza edilmektedir. Kutsal emanetleri Topkapı sarayından direkt çıkaran birisi tarihi eser kaçakçısı sıfatı ile kanunlara göre tutuklanır. Bu da yukarıdaki savı desteklemektedir.

Hz. Mehdi çıkacak ve görevini uzun zaman tanınmadan sürdürecektir. Tanınmayacağına göre bugün geçerli olan sisteme uygun olan siyasi yoldan iktidara gelmesi beklenebilir.